İSLAMDA İSTİŞARE VE ÖNEMİ

18.06.2017
Abdullah KARACA Abdullah KARACA
KAVAK İLÇE MÜFTÜSÜ

İSLAMDA İSTİŞARE VE ÖNEMİ

İstişare; herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için bir başkasının görüşüne başvurmak, doğru ve isabetli karar vermenin, yanılma ve başarısızlığı en alt seviyeye indirmenin en önemli yoludur.      

Müslümanlar işlerini istişare ile danışarak yaparlar. İşleri danışarak yapmak İslâm’ın temel ilkelerinden birisidir.

Ayet-i Kerimede Peygamber Efendimiz’ in (s.a.v.) şahsında bütün Müminlere şu şekilde hitap edilmektedir: “…İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever’’ 1 Diğer bir ayette Allah Müminlerin vasıflarını sayarken şöyle buyuruyor; “Onların işleri aralarında danışma iledir.”2 Peygamber Efendimiz de birçok işinde ashabına danışarak bu konuda bizlere örnek teşkil edecek bir hayat sergilemiştir. Bedir savaşında ordunun duracağı yer, Uhut savaşında Medine’nin dışına çıkarak meydan savaşı, hendek savaşında hendek kazma fikri hep istişare sonucunda alınmış kararlardır.

 Peygamber efendimiz  (sav), hayatında istişareye çok önem vermiştir. Ebu Hureyre (r.a.): “Rasulullah’tan daha fazla arkadaşlarıyla istişare eden birini görmedim.”3 diyerek bu hususu ifade etmiştir.

Toplumların düştükleri hatalar çok defa işleri kendi başına yürütmeye çalışmalarından yani istişareden   uzaklaşmalarından kaynaklanmaktadır..Elbette hatalardan bütünüyle kurtulmak imkansızdır. Hatalardan uzak olan sadece Allah (cc)‘tır.

Meselelerin hallinde ancak birçok fikir bir araya gelirse, nisbeten doğru bir çözüm elde edilebilir. Bu surette, sorumlu kimselerin üzerindeki sorumluluk yükü de hafifler ve sorumluluk ortak bir hale gelmiş olur.

Başkalarının görüşlerine değer vermeyen, kendini beğenen kişiler hiç kimseye danışmaz, işlerini kendi fikirleri doğrultusunda çözmeye çalışırlar, böyle davranmak yanlışlara düşmeye sebep olur, fayda yerine zarar verir.

Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:” Biliniz ki Allah ve O’nun peygamberi istişare etmeye muhtaç değildir. Fakat Allah istişareyi ümmetim için bir rahmet kıldı. Ümmetimden her kim istişarede bulunursa doğruluktan ayrılmaz, her kim de istişare etmez ve kendi fikrini beğenirse hatadan kurtulamaz.”4 Bu hadis ve Peygamberimizin uygulamalarından da anlaşılacağı üzere bir iş yapılırken başkalarının öneri ve tecrübelerinden faydalanmak için istişare yoluna gidilmeli, ortak akıl müessesesi çalıştırılmalıdır.

Kendileriyle istişare edilecek kişilerin akıllı, tecrübeli, sağlam fikirli, ihlâslı ve iyi niyetli kimseler olması gerektiği de unutulmamalıdır. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v.): “Kendisiyle istişare edilecek kişi güvenilir kimse olmalıdır.”5 buyurmuşlardır. 

            İstişare ile işlerin güzel neticelere varması, siyasi, içtimai, askerî vs. bütün alanlarda problemlerin çözülmesi mümkündür. Kişi ne kadar akıllı, zeki ve tecrübeli bulunursa bulunsun, Cenâb-ı Hakk’ın Kur’an-ı Kerîm’inde işaret ettiği ve faillerini övdüğü müşavere esasına uygun hareket etmedikçe, faydalı sonuçlara ulaşması ve problemlerini güzel bir şekilde çözümlemesi pek mümkün değildir. Zira Hz. Peygamber (a.s.) akıl ve zekâ yönüyle insanların en mükemmeli iken, Allah ona bile müşavereyi emretmiştir.

İstişareye hem Rabbimizin bir emri hem de Peygamberimizin sünneti gereği önem vermeliyiz. Zira istişare, sorunlarımıza en sağlıklı çözümler üretebilecek bir karar mekanizmasıdır.

1-Al-i İmran 3/159

 2- Şura  42/38

 3-Tirmizi, Cihad, 34

 4-Hak dini Kur’an Dili M.Hamdi Yazır cilt 2, S.1217

 5-Tirmizi, Edeb, 57.

Yorum Yaz

Yazarın Diğer Yazıları